Radikale Venstre (Sosyalist Liberal Parti) Milletvekili Zenia Stampe, “hem inançlı bir Müslüman hem de gururlu bir Danimarkalı olunabilir mi?” sorusunu yanıtladı.
Geçtiğimiz gün Danimarka Müslümanlar Birliği’nin (DMU) düzenlediği bir iftar davetine katıldığını ifade eden Stampe, “biz ve onlar, Müslümanlar ve Hristiyanlar” şeklinde bir ayrım yapılmaması gerektiğini söyledi.
“Müslümanlarla bir araya gelen gayrimüslim” olarak anılmak istemediğini belirten Stampe, birçok Müslümanın Danimarka’da doğup büyüdüğünü ve yeni neslin artık sadece Danimarka’yı tanıdığını dile getirdi.
“Mühim olan insanlık”
Asıl önemli olanın “insan olmak” olduğunu vurgulayan Stampe şunları söyledi:
“Danimarka’da yaşayan tüm insanların evlerinde kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak için sorumluluğum var.
Müslümanların inancına saygım var. Bu saygıyı onlara göstermek için onlarla bir aradayım. Açıkça belirtmek isterim ki İslam ve Müslümanlar burada kalacak.
Biz ve bizden olmayanlar, Müslüman ve Müslüman olmayanlar, azınlık ve çoğunluk olanlar şeklindeki ayrımlara karşıyım.
Hem gururlu bir Danimarkalı hem de inançlı bir Müslüman olunabilir. Bunu kanıtlayan çok sayıda insan var ve her gün bunu net bir şekilde gösteriyorlar.”
“Noel’i de Ramazan’ı da kutluyorum”
Ramazan ayının Müslümanlar için manevi bir öneme sahip olduğunu kaydeden Stampe, sözlerine şöyle devam etti:
“Danimarkalı Müslümanların Noel kutlamalarına katıldığını gözlemledik. Danimarkalıların birbirlerinin bayramlarına katılmalarının çok güzel olduğunu düşünüyorum.
Vaftiz edilmedim, din ile ilgili konularda biraz kararsızım ama Müslümanlarla bir araya gelerek oruç açtım, Ramazan’ı kutladım.
Birbirimizi iyi tanıyoruz ve bir araya geldikçe ne kadar çok ortak noktamız olduğunu öğreniyoruz.
Dini bayramlara baktığımızda Hristiyan, Musevi veya Müslüman olmanın ötesinde şeyler olduğunu görebiliriz. İyilik, merhamet, zayıfları koruyup gözetmek ve onları düşünmek gibi. Noel’i de Ramazan’ı da bu yüzden kutluyorum.”
“Sadece Müslümanların değil tüm dünyanın buna ihtiyacı var”
Noel’i ‘iyilikseverlik bayramı’ olarak niteleyen Stampe, Ramazan’ın da maneviyatın yoğun olduğu bir zaman dilimi olarak değerlendirerek, şu ifadeleri kullandı:
“Ramazan, merhamet ve manevi düşünce bayramı olarak anılabilir. Bu zaman dilimi, Müslümanlar için zor durumda olanlara yardım etme, zayıflara bakma zamanıdır.
Müslümanlar bu ayda ‘benim aslında neye ihtiyacım var?’, ‘dünya hayatı ne kadar önemli?’, ‘zor durumda olan insanlar için neleri feda edebilirim?’ gibi soruları kendilerine soruyor.
Bunlar güzel sorular ama sadece Müslümanların kendilerine sormaları gereken sorular değil. İnanç ayırt etmeksizin herkes kendine bu soruları sormalı. Bence Ramazan’ı güzel yapan şey de budur.
Bir Danimarkalı olarak bahsettiğim manevi düşüncelerin yalnızca Müslümanların ihtiyaç duyduğu bir düşünce biçimi olarak kabul etmiyorum. Müslümanların olduğu gibi Danimarka’nın ve dünyanın da merhamet ve manevi düşünceye ihtiyacı var. Bu fikir etrafında birleşmeliyiz.”
